El ile ilgili deyimler
Kayıtsız Üye
El ile ilgili deyimler örneklerine ihtiyacım var bana el hakkında anlamlı deyimler paylaşabilir misiniz ?
Cevap: El ile ilgili deyimler
Muhammed
Elle ilgili deyimler, Ell hakkında Deyimler
-El açmak: 1 Dilenmek 2 Başkasının yardımını almak için yalvarmak İhtiyarlayıp da el açacağı hiç aklına gelmemişti
-El altından: Kimsenin haberi olmadan, gizlice Parayı el altından verdi
-El atmak: 1 Bir işe girişmek 2 Birisinin işine karışmak Üstüne vazife olmayan işe el atma sakın!
-El ayak çekilmek: Ortalıkta kimse kalmamak, ıssızlaşıp sessizleşmek Bu iş ancak el ayak çekildikten sonra yapılır
-El basmak: Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek Kur`ân`a el basarım ki bu işi ben yapmadım
-El çabukluğu: 1 Bir işi çok çabuk yapabilme ustalığı 2 Hilesini kimseye sezdirmeyecek biçimde yapabilme Adamın cebinden el çabukluğu ile cüzdanı çekiverdi
-Elde avuçta bir şey kalmamak: Parasını, malını, tüm varlığını harcayıp bitirmiş olmak Elde avuçta bir şey kalmayınca ne yapacağını şaşırdı
-Elde etmek: 1 Bir şeye sahip olmak 2 Bir kimseyi kendi yanına çekmek Onun gibi dürüstleri elde edemezsin, boşuna uğraşma
-Elde kalmak: 1 Bir malın satılmayıp geride kalan kısmı 2 Harcanandan arta kalmış olmak Şu kasadaki üzümler elde kaldı
-Elden ayaktan düşmek (veya kesilmek): Yaşlılık, hastalık sebebiyle iş yapamaz, yürüyemez, kendi işini göremez duruma gelmek Allah kimseyi elden ayaktan düşürmesin
-Elden çıkmak: Malı olmaktan çıkmak O arsa elden çıktığı için üzüldüm
-Elden düşme: Az kullanılmış Elden düşme bir araba aldı
-Elden ele dolaşmak: Pek çok kişi tarafından kullanılmak, bir çok sahip eline geçmek Elden ele dolaşan atı nihayet geri almayı başardı
-Elden geçirmek: Eksiklikleri düzeltmek, onarmak; denetlemek için pek çok şeyi ele alıp yoklamak, gözden geçirmek Yaptığın işi bir daha elden geçir
-Elden gitmek: Bir şeyi yitirmek, ondan yoksun kalmak Bütün mal mülk bir hiç uğruna elden gitti
-Ele almak: 1 Bir şey üzerinde çalışmaya başlamış olmak 2 İncelemek, araştırmak veya tenkit etmek Konuyu yeni baştan bir daha ele alalım
-Ele avuca sığmamak: 1 Şımarık davranmak 2 Söz dinlememek, kural tanımamak, zapt edilememek Sen ne ele avuca sığmaz bir çocukmuşsun meğer
-Ele geçirmek: Sahip olmak, kaçan bir kimseyi yakalamak Şu toprak parçasını da ele geçirdik mi işimiz tamam demektir
-El elde baş başta: 1 Masrafla para birbirine denk geldi 2 Yapılan işin sonunda ne kâr ne de zarar edildi Alışverişten el elde baş başta döndü
-Elekten geçirmek: Titizlikle seçmek; iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı birbirinden ayırmak Şu dosyayı bir daha elekten geçirin
-El ele vermek: Güçleri birleştirip işbirliği yapmak, yardımlaşmak Bu yolu ancak el ele verirsek yapabiliriz
-El emeği: 1 Elle yapılan işe harcanan emek 2 Elle yapılan çalışmanın karşılığı El emeğinin karşılığı değildir bu para
-Ele vermek: Bulunduğu yeri haber vererek suçluyu yakalatmak Katili ele vermeyi kafasına koyarak sokağa çıktı
-Eli açık: Cömert, çok para harcayan, sakınmadan para verebilen Eli açık olan insanları severim
-Eli ağır: 1 Oldukça yavaş iş yapan 2 Vurunca çok acıtan Eli o kadar ağırmış ki enseme gülle düştü sandım
-Eli altında olmak: 1 İstediği anda ele alıp kullanabileceği bir yerde bulunmak 2 Buyruğunda olmak İyi bir usta, araç ve gereçlerinin elinin altında olmasını ister
-Eli ayağı buz kesilmek: 1 Korku, heyecan ve üzüntüden ne yapacağını bilemez duruma gelmek, donup kalmak 2 Çok üşümek Haydi elimiz ayağımız buz kesmeden girelim içeri
-Eli ayağı tutmak: İş yapabilecek güçte olmak, bedenî gücü var olmak Çok şükür şimdilik elimiz ayağımız tutuyor
-Eli bayraklı: Kavgacı, şirret, edepsiz Onun eli bayraklı bir kadın olduğunu daha yeni anladınız
-Eli bol: Cömert, esirgemeyen, çok para ve eşyası olan Duyduğumuza göre Hasan Çavuş eli bol bir insanmış
-Eli boş dönmek: Umduğunu alamadan geri dönmek Eli boş döneceği hiç aklıma gelmezdi
-Eli böğründe kalmak: Çaresiz kalmak, bir şey yapamaz duruma gelmek, başarısızlığa uğramak Tek hayvanın öldüğünü görünce eli böğründe kaldı
-Eli cebine gitmemek (veya varmamak): Cimri olmak, para harcamaya kıyamamak Ondan da yardım istediler, ancak eli cebine bir türlü gitmedi, arkasını dönüp uzaklaştı
-Eli çabuk: Süratli iş gören Eli çabuk adamlara ihtiyacımız var
-Eli darda: Geçimi için para sıkıntısı çeken Eli darda insanlara yardım etmek insanlık borcudur
-Eli değmemek: Bir işi yapmaya zaman bulamamak Odanı temizlemeye elim değmiyor
-Elifi görse mertek sanır: Cahil, okuması yazması yoktur Ona mı akıl danışıyorsun, elifi görse mertek sanır o
-Eli hafif: İncitmeden, can yakmadan iş gören İğneyi Hatice hemşireye vurdurun eli hafiftir onun
-Eli kalem tutmak: 1 Yazı yazmayı bilmek 2 Düşüncelerini derli toplu güzel bir ifade ile yazabilmek Elin kalem tutmaz mı senin?
el ile ilgili deyimler, Elle ilgili deyimler, El acamak